Mən. Ömer Faruk Yeltekin

Mən. Ömer Faruk Yeltekin

Mən. Ömer Faruk Yeltekin

person access_time 1 il əvvəl
thumb_up 0 thumb_down 0 visibility450

13621798_1716254805307841_1065884437_o

Benlik; belirli zaman dilimlerinde Hakkı tanıma ve Hakka sevdalanmanın, belirli zaman dilimlerinde ise insanın kendisine olan sapkınca sevdasının adresidir.

Thomas Aquinas tarafından kullanılan ve latince bir özdeyiş olan “ego sum qui sum” yani “ben; ben olanım, ben ne isem oyum” ifadesinde yer alan benlik, belki de “Peki o zaman sen kimsin?” sorusuna muhatap olmadığı ve doğruya yöneltilmediği müddetçe, insanın dünya cezbesi içerisinde kayboluşunun ana mekanizmalarından birisidir.

Belki de, İlahi Din’in ( … ki aslında din tam anlamıyla Allah’ın insana dair ve kainata dair doğruları belirleyen tek sistemdir),  insanın kaybolduğu bu yapı taşının yerine oturtulmasına dair Peygamberler tarafından tebliğler ile yeniden hatırlatılması bu nedenledir.

Bakara Suresi 115’nci ayette “ Ve lillâhil meşriku vel magribu fe eynemâ tuvellû fe semme vechullâhi innallâhe vâsiun alîm” yani “Bununla beraber, doğu da Allahın, batı da Allahındır. Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allaha çıkar. Şüphe yok ki, Allah’ın rahmeti geniştir, O, her şeyi bilendir” denilmekle, insanın sadece fiziki olarak çevresine yönelik bir yön belirleme değil, kendi iç dünyasına yönelmesi ile de Allah’ı bulacağı kastedilmektedir. Yine ifade edilir ki, Yüce Rab Tur-i Sina’da Hz. Musa’ya seslenirken, ‘”Ben, ben olanım, Hakikat benim” demiştir. Tasavvufta “Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu” yani “Nefsini bilen Rabbini bilir” ifadesi ile de vurgulanmak istenilen tam anlamıyla budur. İnsan kendi iç dünyasına yönelerek kendi benliğinin aslında Rabbine ait olduğuna dair ve bütün her şeyin O olduğuna dair bir yolculuğa başladığında, aslında eğri ile doğru arasındaki çizgiyi bir nebze olsun tanıyabilir hale gelmektedir. Hazreti Âdem A.S. ile Hazreti Havva A.S.’ın dünyaya ilk ziyaretlerinden itibaren ahirete kadar sürecek dünya yolculuğunun ve sınavının ana kaidelerinden birisi, bu benliğin, Allah’a mı ait yoksa insana mı ait olduğu noktasındaki insan tercihlerinin oluşturduğu yaşam biçimlerinin, hayat tarzlarının, hesap gününde Yaradan tarafından sorgulanacağı esasıdır.

İnsan ilk yaratıldığı andan itibaren aslında sadece var olduğu kanaatini taşıyan ve kendi çaresizliğinin farkında dahi olmayan, çaresini aramadıkça yüzüstü çamurda hayatını tamamlayan ve hiçbir varlığı bulunmayan bir mahlûktur. İnsan için zaman, bir mekânda var olduğu müddetçe var olabilen bir mevhumdur. İnsan sadece bir zaman kesitinde bir mekânda yer aldığı şekliyle var olduğu kanaatindedir. Ölümü ile birlikte hiçbir mekâna sahip olamadığı için, zaman da kendisi için hiçbir anlam ifade etmez hale gelir. Yok olan bir şeyin varlığı ise tartışılır haldedir. Zira var olan aslında hiçbir zaman yok olma halini yaşamaz. Bu nedenle mezar taşına “Huvel Baki” yani “Baki olan O’dur” yazılmaktadır. İbn-i Arabi ifadesiyle Mutlak Hakikat O’dur ki, bu sonsuz İlahi Benlik “Ehadiyet”tir.

Açıp bakınız kendi fotoğraflarınızı… Her birinde aslında birbirinden farklı ben ifadesi kullandığınız ve size ait olmayanları göreceksiniz. Bebeklik halinizdeki siz iseniz, çocukluktaki hal kime aittir? Çocukluktaki hal siz iseniz, gençlik ve yaşlılıktaki haliniz kime aittir? Buda’nın dahi, bir insanı meydana getiren maddi vücudun, zaman içerisinde değişkenlik gösterdiği, geçici olarak bir arada bulunduğunu ifade ettiği bu unsura, kendi benliğini iddia etmek bir zihin bulanıklığından başka ne olabilir ki?

Dünya’ya her dönem teşrif eden İlahi Elçi’lerin, insanın kendi benliği ile İlahi Benlik arasındaki farkı anlatmaları ile aydınlanan ve düzelen toplumlar, gerçeği ve mutluluğu yakalar haldeydiler. Bu esastan uzaklaştıkça kendilerini saran korku ve ızdıraplar ise dünyanın çekilmez hale gelmesinin ana nedeniydi.

Bugün bu gözle bakıldığında daha idrak edilebilir hale gelmektedir son yüzyılların açlık, sefalet, yoksulluk, acı içinde yaşayan toplumları ile kendi benliğinin esiri hale gelmiş ve gözü aç sermayedar kesimleri… Bu yüzden yaşanır halde savaşlar, toplu katliamlar…. Bu yüzden çoluk, çocuk, yaşlı, genç demeden kendi yerlerinden savrulur halde milyonlar.

Şimdi her şeyden önce bütün insanlık kendini tek tek sorguya çekebilmelidir. Zira bu sorgu bu dünyadaki yaşam biçimi gibi, son büyük sorguda Yaradan’a verecekleri cevabı da belirleyecektir.

       Ben ben isem, ben kimim ?

Yazar. Ömer Faruk Yeltekin

Xəbərlər

Taksi sürücüsü naməlum şəxslər tərəfindən qaçırıldı

...

access_time1 ay əvvəl
Rövşən Tağıyev: Müştərilərimizi getdikləri ünvana qədər müşaiət edirik

...

access_time1 ay əvvəl
Gəncədə dəhşətli qətl törədilib

20 yaşlı oğlan meyit...

access_time1 ay əvvəl
zoom_in zoom_out